18 Eylül 2012 Salı

ATAM' IN İMZASI...

nihayet çerçevelettim:)) eşimi beklemdim az önce çıkıp hallettim kendim. ne demişler " kurda sormuşlar neden ensen kalın diye, kendi işimi kendim görürüm de ondan demiş"
bi de şunu farkettim bizim sokakta neler varmış işim düşmese farketmiceğim bir sürü dükkan. bir adet kuru temizleme, bir adet küçük çaplı tuhafiye, bir adet çerçeveci ve daha neler neler de şimdilik işim düşenler bunlar:)) insan sağına soluna bakmıyor işi düşmeyince:))
Fotoğrafı telefonla çektim pek hoş olmadı ama mesaj açık ve net:)
Atam'ın imzası her türlü güzel ve estetik...

14 Eylül 2012 Cuma

kısa...kısa...kısa..

 büyük kuzunun otoparkı. daha doğrusu iş makinesi parkı:)) bu yaş erkek çocuklarda nedense bi kamyondur kepçedir merakı oluyo çok enteresan. dışardan yüksek bi araba sesi duysa hemen " kamyon mu geçti, bakalım mı ?" diye cama koşuyo

bazı oyuncakların yüzüne bile bakmazken bu kamyonları çok sevdi. diasa dan aldım . gerçekten çok güzel ve kaliteli yapılmışlar. tüm ayrıntılar var üzerlerinde.
 bu arada büyük kuzu 4 gündür istanbulda anneannesinde. annem bize geldiğinde onunla gidicem diye tutturdu.biz de bi yandan gitsin de kafamızı dinleyelim diyoruz bir yandan da gece ağlarsa falan diye endişeleniyoruz. son ana kadar sordum gidicekmisin diye evet dedi ve gitti:) bizden bahsetmiyomuş da kardeşini özlemiş, öyle diyomuş kuzucum:)) yarın gelicekler bakalım...

 bu da panomun bitmiş hali, ama çerçevelenmek için daha çok beklicek sanırım:)) çünkü o görev eşime ait ve o da çoookk tezcanlıdır, verilen işi hemececik yapıverir:))
 bu da şablonu ama nerden bulmuştum hatırlamıyorum malesef. günün birinde kaydetmişim yaparım diye ama aldığım yeri yazmak aklıma gelmemiş o zamanlar...
 
 
 malum geçen cuma bimde kırtasiye haftasıydı. ben gidememiştim o günlerde ve eşime sormuştum "uğradın mı var mı güzel bir şeyler" diye. o da "yok  pek bişey" deyip geçiştirivermişti:)) ee benim dün yolum düşmesin mi bime, amann bi baktım defterlere bayıldm hepsine. taşıyabileceğim kadarını aldım ama aklım hala orda:)) napıcaksam bu kadarını. dönerken de ceza olarak defterleri eşimin bürosuna bıraktım eve sen getiriver diye. bi de dedim" niye söylemedin bu kadar güzel defterler olduğunu". "söylermiyim hepsini alırdın diyo" akıllım. sanki o söylemeyince alamadım

 örmeye başladığım kalpli battaniye ve okuduğum kitap. battaniye biter de kitap biter mi bilemem:)) çok kalın ve ince yazılı. ama güzel okunuyo. çok akıcı bir dilde yazılmış.
battaniyenin yapılışı için de buraya...
 
 
 
 bu şirin şey de bimden aldığım kalemtraş. kuyruğuna basılınca ağzını açıyo:)) eşimin bürosuna uğradığımda onun kalemlerini açtım, utanmadan" bana bıraksana onu" diyo. bırakıtmıyım tek kalmıştı bu ve ben kaptım:))
 
 
 geçenlerde tuba paylaşmıştı buzdolaplarınızın üzerinde neler var diye. işte bizimki de böyle bişey:)) ama ne yalan söyliyim çok sıkıldım bunlardan. taşınırken güzel bi eleme yapıcam .görüldüğü üzere en sevdiğim şeyler var orda. vosvos, papatya ve mor objeler...bir adet not defteri evde bitenleri yazmak için, küçük rende, sarmısak rendelemek için bi de büyük kuzunun kahvaltısına ceviz rendeliyodum onla:)) süper bi alet.. gittiğim yerlerden aldığım magnetler, arkadaşlarımın gittikleri yerlerden getirdikleri, düğün, sünnet, bebek mevlüdü şekerleri..vs vs..
 buzdolaımıızn bu kısmı ali denize ait:)))
 
 
 ufak kuzu 2 gün önce diş çıkardı. huysuzluğu hala devam ediyo...
ben de dişlerimle boğuşuyorum resmen. bozulan bir kanal tedavim, çıkmaya çalışan bir 20 lik dişim, düşen 3 dolgum var. haftaya dişçideyim sürekli.off acısı umrumda değil de ağzımı açık tutmak çok yoruyo beni
 
 
 
evet bu da takı yığınım:)) büyük kolyelerimi aynanın kenarına asıyorum , çekmecede de daha ufak şeyler var:)) ve küpeliğim, sallantılı olanlar onda asılı, diğerleri gene çekmecede. ufaklık doğduğundan beri doğru düzgün takı bile takamıyorum. bir kaç denemem kolyemin kopmasıyla sonuçlandı:))
taşınınca bu takılara da güzel bi dolap yaptırmak şart oldu. altta kalanları unutuyorum valla...gözden ırak olan gönülden de ırak oluyo:)

10 Eylül 2012 Pazartesi

yaptıklarım, yapıyor olduklarım, yapacaklarım:))

 
 bitirdiğim battaniyeme etiket yaptım:) made by moriçe:)))
 
 

 daha artık iplerim var, onlara da sıra gelecek....
 
 

 yazın ördüğüm yastıklar ne zamandır yorgancıda  duruyordu. uygun renk bulamamış kadıncağız, ben de fırsat bulunca gidip aldım kumaşı. o da hemen dikti sağolsun. en güzeli kendin yapabilmek ama dikiş işlerinden hiç anlamam malesef:))
 
 
 eşimin ofisine hediye yapıyorum bunu. çerçevelenince güzel olacak gibi:))isteyene şablonu mail atabilirim...ya da fırsa bulursam buraya koyarım bi ara...
 
 
bu da yaz tatilinden beri örmeyi planaldığım battaniye. şimdilik örneği çıkardım, tamamını da yapıcam inşallah...

7 Eylül 2012 Cuma

boş durmak yok..

 geçen kış tesadüfen girdiğim yüncüden tesadüfen bir yumak aldım ve tüm hayatım değişti:))alize burcum batik oluyor kendisi yukarda da poz vermekte. önce renkleri çok hoşuma gittiği için bir yumak aldım ve eve geldim. herkeslere gösteriyorum " bakın ne güzel renkler "falan diye övüyorum.
insanlar biraz garip bakıyolar yüzüme ama aldırmıyorum:)) neyseciğme işte bir yumakla başlayan aşkımız bitmiyor. aynı yünden koca tek kişilik bir battaniye örüyorum önce. tabi ebruli iple bir şeyler örmenin bütün zorluklarını yaşayarak:)) daha sonra evde bulunsun  diyerek 5 yumak daha alıyorum. işye bere, patik gibi şeyler de ördüm şimdilik...
kısa kesiyim yukardaki parça pinçik ipler o battaniyenin renklerini denk getiricem diye feda etmek zorunda kaldığım parçalar. ne zamandır rahatsız ediyolardı beni. bi yolunu bulup değerlendirmeliyim diye...


 önce böyle bişey yaptım büyük parçalardan. kendisi kırlent olacak.
 daha küçük parçalardan daha küçük motifler yaptım ve akşam oturup youtube da motif ekleme videoları seyrettim bir sürü:)) sonunda başardım galiba. bakalım hepsini ekleyince nasıl olacak...bu da kırlent olucak...
 ve aylardır beklediğim kitabım. bilenleriniz vardır. mini eco diye bir site var. çocuklar için hatta büyükler için bile çok güzel etkinlikler var. ve bu da o sitenin sahibesinin kitabı. çarpık çurpuk ingilizcemle mesaj atıp nasıl temin edebileciğimi öğrendim ve internet siparişi özürlüsü olduğum için de arkadaşımdan rica ettim. ve nihayet geldi kitabım.
şu internet siparişi olayı resmen kabus gibi, fobi derecesinde yani.... kapıda ödeme olan kitap sitelerini tercih ediyorum mesela. belki de böylesi daha iyidir. yoksa kendimi hayatta durduramazdım. bu da benim güvenlik kilidim galiba :))
 bunu da dün tuhafiyeden aldım. çok şirin bir set. içideki ipler iğneler falan var ama ben kutusuna ve makasına hasta oldum...
 battaniyemin kenarları da bitti kendisi hediye edilmeyi bekliyo...
Tubanın hediyesi kitabı da bitirdim. Tuba Ünsalı pek tanımaz ve sevmezdim.günlük gibi yazdığı bu kitapta braz daha yakından tanıdım ama hala pek hoşlanmıyorum kendisinden. tanısa o bana bayılır ya:))
neyse hamileik sürecini, çılgınlıklarını ve bence biraz da şımarıklıklarını anlatmış. akıcı , eğlenceli kitap, şu an boşanmış olduğu eşi var tabi kitapta bolca ve fotoğraflar. insana garip geliyo, o kitaptaki aşkın  bitmiş olması da üzüyor insanı. zaten evlenmek pek kızımıza göre değil. yay burcuymuş kendisi, ben de yayım.
hep derim annemlere siz beni tutmasaydınız ben dünyanın bi ucunda olurdum diye, işte bu kızcağızı tutmamışlar o da hayatını yaşamış, bize de okumak düşmüş:))

4 Eylül 2012 Salı

bizden kısa kısa...

 Bütün gün bu şapkayla gezdi kendisi:))tuba teyzesinin hediyesi.. benim yatağımın yanındaki komidinin üstüne koymuştum. sabah görür görmez bi heyecanlandı" anne bak ne vaymış burda bak anne bak" dedi ve kafasına taktı , takış o takış:))



Kuzey Denizin armutla imtihanı. O olayı çözene kadar ben rahat rahat kahvaltımı yaptım:)))
 
 
 uyku maceralarımız...
 
 
 yatakta değişik uyumama pozisyonları...
 
 
 menemen ve patlıcan konservelerim... üzerlerine içinde ne olduğunu yazıcaktım muhteşem el yazımla, sonra işler birden bire çığırından çıktı:))
 
 
 bataniyem de bitti ama kenarları kaldı bir tek...bebek görmeye gidicez daha...

 
 
gözler bayılmaya başlayınca alırım kitabımı elime. ufaklığı ayağımda sallerken okuyabiliyorum şu sıralar ancak...
 
 
 
bugün bitirdiğim kitap: BOYALI KUŞ: çok sinir bozucu aslında ama etkileyici de aynı zamanda. 2 dünya savaşı sırasında çocuklarını nazilerden kurtarmak isteyen aile çocuğu bir adama teslim eder ama çocuk ordan oraya sürüklenir. bir sürü değişik insanın yanına sığınıp bambaşka hayatlar tanır ve her kaldığı yerde yeni meziyetler öğrenir. tabi bu arada çocukta psikoloji falan kalmaz haliyle...
acayip bir kitap.
 
 
 
 bu da az önce facebookda gördüğüm bir karikatür. bayıldım ben buna. gelecekte ki halim...gözler görmeyince böyle örücem ben de...

3 Eylül 2012 Pazartesi

evdeyim bu sene...

"bugün yurt genelinde bilmem kaç yüz bin öğretmen iş başı yaptı":)) ama ben yoktum. 8 yıldır o kadar alışmışım ki eylülün 1'i bilemedin 2' si 3' ü gibi seminer dönemine başlamaya. hatta benim okullar açılmaya yakın kaşınmaya başlayan bi serçe parmağım var o bile kaşınmaya başladı gene.bu konuda ciddiyim. sanırım stresten. nerdeyse öğretmen olduğum ilk yıldan beri okul açılmaya yakın sağ elimin serçe parmağı kaşınmaya başlar ta ki hazirana kadar:))
işte o bile inanamadı benim bu sene iş başı yapmayacağıma ve hala kaşınıyor kendisi:))
önceleri çok kararsızdım ücretsiz izin konusunda ama şimdi diyorum ki doğru karar vermişim, tabi daha çok yeni bi karar. umarım pişman olmam sonradan.
iki çocuğa bakıcak bakıcı da bulmuştum aslında ama ben bile zor sabrediyorum yabancı biri ne kadar sabredebilir diye düşündüm ve izne ayrılmaya karar verdim. ufaklıkların ikisi için de kritik bir dönem aslında. ikisinin de bana ihtiyacı var.
bakalım ne macetralar yaşıcaz bu sene?

1 Eylül 2012 Cumartesi

hediyelerime tek tek ve toplu bakış:)))

 
tubanne blogunun sahibi tuba arkadaşımın düzenlediği çekilişi kazandım ve hemencecik de hediyelerim geldi:))biliyosunuzdur arkadaşım bu hediyeleri lösev dükkan dan almış. bu da çekilişe ayrı bir anlam katıyor tabi.
ben pazartesi bekliyodum ama az önce gelince çok mutlu oldum:))
 
 böyle güzel bir paket yapmış tubacım:)) paket bile göz doyurucu, içindekileri siz düşünün yani.
kalpli kapaklı kareli bir defter. tam da bana göre. malum ben matematik öğretmeniyim ve her ne kadar öğretmenler artık plan yapmıyor olsa da ben mutlaka akşamdan hazırlarım anlatacağım konuları. ve her sene de böyle defterler kullanırım. ama bu deftere kıyabilirimiyim bilmem:))
 kalpli bir yastık. ohh yumuşacık:)) arabama mı koysam acaba?
 çok şirin bir bez bebek:)) kızım yok ama bayılırım böyle bebeklere. ne isim koysak bu güzele??
 Tuba Ünsal'ın kitabı. isminden de anlaşılacağı üzere tam da ihtiyacım olan bir kiap:)) bakalım ünlüler nasıl başa çıkıyor annelikle...
 bay ve bayan penguenler. o kadar tatlılar ki. gelin ve damat olmuşlar bi de:)) Arkasında güzel bir not olan kartpostal ve de canım arkadaşım Ali Denize de bu şapkayı yollamış sağolsun...
 Kuzey Denizi de unutmamış tabi:)) bu da onun yeleği. tam da bu kış giyeceği gibi valla.
hadiyelerime toplu bakış:))

canım arkadaşım çok çok teşekkür ediyorum...