yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Aralık 2012 Çarşamba

bu da benim aşure tarifim...

 evet daha önce bahsetmiştim aşure yaptığımdan ama o aşueyi fotoğraflayamadan bitti gitti ben de bugün yeniden yaptım:)) bu da bitiyodu ki son anda aklıma geldi:))
 geçen gün esen arkadaşım vermiş tarifini.  portakal ağacından almış ben de ordan almıştım yıllar önce. sadece kendime göre küçük değişiklikler yaptım:))

kendimce malzemeleri ve tarifi yazıyım ben gene de
( görmeniz lazım beni mutfakta bir bilim adamı ciddiyetiyle çalışıyorum:)) kağıdım kalemim bir tarafta süre tutmak için telefonum bir tarafta:) her şeyin miktarını ve pişme süresini doğru tespit edip sizle öyle paylaşıyım istedim:)) umarım anlaşılır ve uygulanabiir bir tarif olmuştur:)
malzemeler:

1- yarım kilo buğday( 2,5 su bardağı oluyor ölçtüm:))
2-bir su bardağı nohut
3-bir su bardağı fasülye
4-bir çay bardağı pirinç
5-4,5 su bardağı şeker( bir kilodan bir bardak eksik oluyor)
6- 15 tane kadar kuru  kayısı(yıkanmış küp küp doğranmış)
7-iki avuç kadar kuru üzüm( biraz su da bekletilmiş)
8-bir avuç kuş üzümü( marketlerde satılan paketin yarısı kadar falan koydum )( biraz su da bekletilmiş)
9-bir avuç kadar(yarım paket )çam fıstığı( içfıstık mı diyolar bi de ona)
10- avuç avuç fındık:)) ben en çok fındığı seviyorum için de .kıtır kıtır çok hoşuma gidiyor:))
11- bir çimdik tuz

yapıllışı:

akşam yapılacaklar:

1-buğdayları yıkayıp bir taşım kaynatın
2- nohutu ve fasülyeyi de birlikte yıkayıp bir taşım kaynatın
3-şekerinizi ölçüp bir kaba koyun
4- diğer malzemelerinizi masanın üstüne dizin

sabah yapılacakalar:

1- buğdayın suyunu yenileyip ocağa koyun
2-nohut ve fasülyenin de suyunu yenileyip düdüklüye koyun
3- her ikisini de aynı anda ocağa koyduğunuzda şöyle bir süre tutun. düdüklü kaynadıktan sonra 20 dakika pişecek, o sırada da buğdaylar yaklaışık 25 dakika pişmiş oluyor.
4- buğdayalrın pişmesine yakın pirinci yıkayıp ekleyin
5-her iki tenceredeki malzemeler de pişince hepsini bir tencereye koyun
6-şekeri ilave edin
7- diğer malzemeleri ilave edin.
8- suyunu malzemelerin 3 parmak üstüne gelecek şekilde ayarlayın ama soğudukça katılaşacağı için siz istediğiniz kıvamdan baya bi sulu bırakın.
9- hepsini beraber de kısık ateşte 5-10 dakika kaynatın.

Not: aslında içine kuru incir, ceviz, portakal kabuğu, karanfil falan da koyuluyo ama ben sevdiğim gibi yapıyorm:))
ha unutmadan aşureyle ilgili ufak bir bilgi yazısı buldum. hem sünni inanışa hem de alevi inanışına göre aşurenin önemi anlatılmış. belki merak edersiniz. buraya tıklayınız..

hepinize afiyet olsun...


22 Kasım 2012 Perşembe

ne yaptım ben...

Allahım ben ne yaptım?? az önce iki kocaman ekmek dilimini nutellayla beraber yedim:((
benim suçum değil ama benim sinsi kocam nerden aklına estiyse tüm yasaklamalarıma rağmen bir kaç hafta önce almış bir kavanoz. haftalardır dayandım ben bu işkenceye.
 
 ( biz beraber karar almıştık akşamları abur cubur yemicez diye ve kim çok kilo verdi yarışına girmiştik)
 
dolabın bir köşesinde duran nutella, ve sık sık onunla karşılaşan ben. çok hazin bir hikayeydi bizimki
 
( geçen gün Ali Deniz görmüş de "anne kahvaltının yıldızından istiyorum ben" diye tutturdu. ben de ne diyo bu diyorum.nutellann adını bilememiş garibim de reklam sloganını söylüyor)
 
az önce de çocukları zar zor uyutup çayımın başına gelmişim sakin sakin. eşim biraz fındık falan koymuş her şey yolunda.ben de "başka bir şey yok mu çayın yanına dedim. önce "yok" dedi. "hah tamam  bu akşamı da kazasız belasız atlatıcaz" derken...
benim sinsi kocam" sana bir kaç dillim ekmek getiriyim mi?" dedi.
 
dikkatinizi çekerim nutella falan demedi ama onu ima etti ben anladım tabi.
 
sonra ben tutturdum bana nutella getir diye...
 
( bu arada sen kendin niye kalkıp almıyosun diyeceksiniz, söyliyim aramızdaki iş bölümü böyle. ben çocukları uyutmak gibi zor ve zaman olarak ucu açık bir görevi yerine getiryorum, o da akşam çay ve yiyecek servisini yapıyor)
 
ne kadar uğraştıysa olmadı. "biraz daha düşün bak sonra pişman olacaksın, ağlıycaksın " dedi olmadı
unutturmaya çalıştı olmadı
 
sonuç iki dilim ekmek nutellayla beraber mideye indi.
 
evet pişmanlık yavaş yavaş çöküyor üzerime...
 
siz bu satırları okurken belki de ben yatağıma kapanmış ağlıyor olucam..


15 Kasım 2012 Perşembe

mis gibi cacık...

yemekelerin yanında yoğurdu pek sevmem ama cacığa baylırım.
ben cacığı içine sadece salatalık koymuyorum. o an evde ne varsa koyuyorum. havuç, maydanoz, dereotu...
mesela dün yaptığım cacığa bir adet salatalık ve bir adet havuç rendeledim.
biraz kuru nane ve biraz pulbiber biraz da zeytinyağı damlattım.

(zeytinyağını havuç kattığımız şeylere koymak zorundayız, çünkü havuçta bulunan A vitamini yağda çözünen bir vitamin ve havuçun faydasını görmek için yağ koymak gerekiyor.)

ben sarmısak koymadım, çünkü çiğ sarmısaktan pek hoşlanmıyorum. yani sevmiyo değilim ama olsa da olur olmasada.
aslında sarmısak katmadığım hiç bir yemek yok gibi bir şey. çok severim yemeklerde. bi de öyle az buz da koymam nerdeyse bir baş sarmısağı bir yemeğe koyarım.aynı şekilde bol soğan da kullanırım yemeklerde.

neyseciğime biz dün yemekte bunu yedik. tabiki herkes cacığı biliyodur ama belki burda görüp aklınıza gelir de yaparsınız...
afiyetler olsun...

13 Kasım 2012 Salı

çiğ köfte sorunsalı...

     


görsel burdan


kendimi bildim bileli çiğ köfte için deliren bir bünyeye sahibim. eskiden kadıköyde bi dönerci vardı onun önünde akşam üzerleri satılırdı. hem de gerçek , etli çiğköfteydi. lise yıllarımda ki bu 2000 yıllarına kadar devam eden bir süreç, ne zaman kadıköye yolum düşse mutlaka ordan çiğ köfte alır yiye yiye otobüs duraklarına kadar gelirdim:))

 sonra üniveriste yıllarımda ki bu da 2000-2004 yılları arasında oluyor, yolumun kadıköye düşmesini beklemeden , yolumu hergün özellikle kadıköye düşürerekten o çiğ köfteyi yerdim:))
   
sonra ben sakaryaya geldim , o sıralarda da etli çiğ köfteler yasaklandı falan, biz ayrı düştük, ta ki etsiz çiğ köfte patlaması yaşanana kadar. ben gene her gün çiğ köfte yiyorum hatta bazen günde iki kere. ne hamilelik durdurabildi bu aşkımı ne de emzirme. etsiz çiğ köfte yiyorum ya artık acaba etlisini gene yiyebilir miyim bilmiyorum. çok uzun zaman oldu etlisini yemeyeli.
    
neyseciğime biliyorsunuz ki bir sürü marka var etsizçiğ köfte satan.
     
  • hemen hemen 10 metrede bir şubesi olan ve bence bayilik verirken hiç bir şart istemeyen Çiğ Köfteci Sait. ben en sık bulunan bu olduğu için genelde burdan alırdım. hatta bi ara bizim eve de bayilik verirler mi diye bile düşündüm:)) o kadat çok yiyorum yani:))
     
  • komagene var dı hala var mı bilmiyorum.
 
  •  çiğköftem var bir kaç yerde.
     
  • ve de yakın zamanda Tatlıses Çiğ köfte açıldı ve olaylar da bundan sonra başladı benim için:))
ben İbrahim Tatlısesi sevmeyen gördüğü yerde kanalı değiştiren bir insanım( eski türkülerini severim o ayrı, benim sevmediğim karakteri). haliyle ona para kazandırmak istemediğimden uzun süre almadım ordan çiğ köfte. diyodum ki adam zaten almış yükünü niye para kazandırayım.
bir gün tatlısesin önünden geçerken hadi bir deneyeyeim dedim ve işte o gün bugündür başka yerde çiğ köfte yiyemiyorum:))
    
bir kere tadı gerçekten diğerlerinden çok farklı ve benim için en önelisi yanında taze nane veriyorlar ki, benim için kesinlile çiğköftenin yanında taze nane olmalıdır.
işte böyle arkadaşlar ben artık bir tatlıses çiğ köfte bağımlısıyım. var mı bildiğiniz terapi grupları:))

dedikodu:biliyo musunuz tatlıses bayilerine kendisinin değişik ünlülerle çekilmiş en az dört fotoğrafını asma şartı koyuyormuş:)) bi de koca bir maketi oluyo kapılarının önünde:))