herşey can skıntısıyla başladı. googlle'a kapıda ödeme imkanı olan alışveriş siteleri diye yazdım. dekoreko diye bi site çıktı. sadece ev dekorasyonuyla ilgili kampanyalar var bu sitede.
kapıda ödeme şartı ise şöyle. alışverişinizi tamamlayınca telefonunuza bir mesaj geliyor ve onaylayıp gönderdiğinizde 7,90 lık bir ücret faturanıza yansıyor. onun dışında ürünün bedelini kapıda ödüyorsunuz.buna mikro ödeme mi ne diyolarmış.
benim kredi kartım olmadığı için sık sık tchibodan alışveriş yapıyorum zaten. orda telefonla falan ödeme kısmı yok. o yüzden biraz tereddüt etmiştim bu mikro ödeme olayı konusunda. arayıp ayrıntılarını öğrendim. ee ne kaybederim dedim ve aldım bu dolabı.
böyle bir takı dolabı yaptırmayı düşünüyordum taşınıca. hazır yapılmışını görünce alayım bari dedim.
daha önce ki kampanyadan almıştım ben ama gene kampanyalı bu ürün şu anda.
almak isteyendelr dekoreko adlı siteye bakabilir.
koca bir paket oalrak duruyor şu an. açmıcam taşınmadan. bi sorun olmaz umarım. taşınınca ve takılarımı yerşeltirince gerçek fotoğraflarını da koyarım..
12 Mart 2013 Salı
11 Mart 2013 Pazartesi
kitap- Necip MAHFUZ- Aşk Zamanı
zengin bir dul kadın olan Ain hanım ve onun biricik oğlu İzzetin hikayesi anlatılıyor kitapta. İzzet ve en yakın arkadaşı Hamdun, aşık oldukları kız Bedriye, başka bir kız Seyyide...
mutsuz insanlar kimseye mutluluk veremiyor bunu bir kere daha görüyoruz. bi insanı da içinden gelmiyorsa eğer hiç bir şey mutlu edemiyor bezen...
kitapta şöyle bir söz hoşuma gitti.
"Bizim oralarda kusurlar bire bin katılarak aktarılır,ama iyilikler başka çare kalmayana kadar göze görünmezdi"
bizim buralarda da öyle değil mi?
mutsuz insanlar kimseye mutluluk veremiyor bunu bir kere daha görüyoruz. bi insanı da içinden gelmiyorsa eğer hiç bir şey mutlu edemiyor bezen...
kitapta şöyle bir söz hoşuma gitti.
"Bizim oralarda kusurlar bire bin katılarak aktarılır,ama iyilikler başka çare kalmayana kadar göze görünmezdi"
bizim buralarda da öyle değil mi?
9 Mart 2013 Cumartesi
G.A.D..................................(11)
fotoğraftaki gibi bombeli pencere demirini ilk gördüğündeki tepkisi:
- aaa bak dedem gibi, göbeği var.
...............................................................
herhangi bir yerde gördüğü A harfine tepkisi:
-anne bak bu benim A ğım:))
.................................................................................
-anne yemeğimi yersem belki ben de uçabilirim ( reklmlarda böreği yiyince uçan bebeği kstediyor)
.............................................................
kakasını yapmaya çalışıyor
karnımda sanki bi taş var, karnımda sanki kocaman bi taş var( kimden duydu bu tabiri hiç bir fikrim yok)
.........................................................................
Kuzeye oyuncaklarını vermek istemeyen Burak'a Ali Denizden öğüt:
-Buyak paylaş onunla
..........................................................................
gülümseyerek odaya girdiğimde Ali Denizin tepkisi:
-anne neden gülüksün?( gülük ne yaaa:))
.......................................................
bu da benden...
alışveriş merkezinde ki mağazalrda bol bol gözüme çarpan elektrikli çaydanlıkları görünce diyorum ki eşime:
- bak bi gün dersem ki bundan alalım anlaki bana bir şey olmuştur. yani ben ben değilimdir( o kadar sevmiyorum o elekrikli çaydanlıkları ve onların çayını)
eşim:
-hımm dur bakalım bunun altından ne çıkacak. korkutuyosun beni:))
8 Mart 2013 Cuma
Denizlerimin doğum günü....
5 mart salı gününe geldiği için doğumgünlerini 2 sinde yani cumartesi günü yaptık.
çocuklara ayrı ayrı pasta yaptırmayı düşünmüştüm ama sonra tek pastanın daha mantıklı ve pratik olacağına karar verdim.
görsel olarak çok güzeldi pastamız ama tadını pek beğenmediler. ben yaş pasta sevmediğim için tatmadım zaten.
çocuklarla fotoğraf çektirmek tam bir kabus. Kuzeyi zaptedemiyoruz zaten, Ali Deniz de bi havalara giriyor, sağa sola bakıyor falan:))
kuzularımla çektirebildiğim nadir fotoğraflar bunlar da...
7 Mart 2013 Perşembe
kitap- Necip MAHFUZ- Arayış
Necip Mahfuz' u daha önce yazar aylarında okumuştum. biraz aradan sonra ikinci kitabını okudum. Okunmaya değer mi?. Değer. ama çok da etkilenmedim bu kitaptan. Zaten 116 sayfalık kısa bir kitap. Bölüm boşlukları, büyük puntolar falan derken bir akşamda bitiverdi kitap.
Konusuna gelirsek; kahramanımız İskenkenderiyeli bir hayat kadınının oğlu. annesi ölürken "babasının aslında ölmediğini , zengin bir adam olduğunu eğer onu bulursa zengin bir hayat sürebileceğini" söyler, ve kahramanımız da babasını aramaya başlar. sonuçta olaylar saçma sapan boyutlara ulaşır( tabi bence)
Dediğim gibi kitap kısacık, derinlik yok, olaylar ve karakterler çok yüzeysel anlatılmış.
Daha önce okuduğum "Kuştimur Kahvehanesi" kitabını daha fazla beğenmiştim açıkçası.
6 Mart 2013 Çarşamba
yazar ayları- Mario Vargas Llosa- Julia Teyze
yazar ayları kapsamında bu ay okuduğumuz yazar Mario Vargas Llosa. Güney Amerikalı( Peru) bir yazar.
(belirtmeden geçemiyeceğim hiç yurt dışına girmedim ama gitmek istediğim tek yer Machu Picchu:))
gelelim kitabımıza. açıkçası kitabın adını görünce kaçınızın aklına benim aklıma gelen geldi merak ediyorum ama benim ilk aklıma gelen bir aşk hikayesiydi, ve yanılmadım. yazarımız 18 yaşlarındayken yaşadığı bir aşkı anlatıyor.
Julia Teyze annesinin kardeşi olarak değil yengesinin kardeşi olarak teyze. o yüzden ahlaka aykırı bir şey yok yani:)) ee öneml tabi böyle şeyler:))
sorun şu julia Teyze 32 yaşında gençbir dul ve Peruda reşit olma yaşı 21. kahramanımız Mario bu konuda sıkıntılar yaşıyor, ailelerin karşı çıkması, yasal olarak onların izni olmadan evlenememesi, yazarlığa yeni yeni başlayan bir gencin para kazanmasının zorlukları..
Mario bir radyoda heber bülteni metinleri hazırlamaktadır. o sıralarda da radyo tiyatrolarının çok popüler olduğu bir dönem. Mario'nun çalıştığı radyo Bolivyadan Pedro Camacho adlı yazarı transfer ediyor.
Pedro garip bir adam,Mario dışında adamla konuşabilen yok ama Mario bu adamdan çok etkileniyor.. adam günün 12 saatini radyo piyesleri yazarak geçiriyor ve çok popüler oluyor.
kitap 20 bölüm. tek sayılı bölümler Mario ve Julia teyzenin hikayesi, çift sayılı bölümler ise Pedro'nun yazdığı piyesler. ilk başlarda herşey yolunda giderken Pedro artık hikaye kahramanlarını birbirine karıştırmaya, ölüleri tekrar canlandırmaya falan başlıyor.
ama gene de kitabın güzel yanı Pedro'nun ilginç hatta absürd hikayeleri.
yazar sadece julia teyze hikayesini anlatmış olsaydı ne kadar sıradan bir kitap olurdu. ama ustalık sanırım böyle bir şey.asıl hikayeyi bambaşka birşekilde sunabilmek.
Mario Vargas Llosa .... kesinlikle tavsiye edebileceğim bir yazar....
1 Mart 2013 Cuma
kitap- İstanbullular- Buket UZUNER
Kitapta sonradan İstanbullu, yedi göbek İstanbullu bir sürü insanın Atatürk havalimanında kesişen ya da birbirine teğet geçen hayatlarının hikayesi anlatılıyor.
Belgin ve Ayhan birbirlerinde aşkı yeniden bulmuş ama aşka hala güvenemeyen iki insan.
Kete, Belgin'in dadısı, manevi annesi , her şeyi...
Mehmet Emin , Belginin gençlik aşkı ve ilk kocası, ilk hayal kırıklığı. genç kızları kullanmakta üstüne olmayan kültürlü, zengin, başarılı ama mutsuz çok mutsuz bir iş adamı...
Tijen Mehmet Eminin yeni avı ya da avcısı...
İstanbulda azınlık, yurt dışında asimile olmakla suçlanan bir türlü hiç bir yere kendini kabul ettiremeyen levantenler, Anadolunun çeşitli yerlerinden gelmiş ama kendini artık İstanbullu sayan insanlar...
bir sürü hayat hikayesi var kitapta.
Buket Uzuner'in yer yer didaktik olmaya çalışan dili ilk başlarda beni rahatsız etse de hikayenin içine girdiğimde okuması keyifli bir kitap oldu benim için.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













