30 Ocak 2013 Çarşamba

Ali Deniz'i şikayet, yaza özlem, kışa sitem...

Haftasonu istanbula geldik hep beraber... Hazır annem gelmiş biraz rahat ederim dedim ama yok.. Ali deniz çıldırtıyor hepimizi... Zaten son zamanlarda eve biri gelse ya da bi yere gitsek acayip şımarıyor. Son günlerde yemek yemiyordu zaten iyice zıvanadan çıktı. Hiç bir şey yemek istemiyor sonra acıkıyor, mızmızlanıyor, ağlıyor, ve son olarak da muhallebi diye tutturuyor:)) ama öyle bir tutturmak değil saatlerce süren  5 dakikalık periyotlarda gelen krizler şeklinde:))
İlk 3 gün çocukları bırakıp çıktım ama eve geldiğimde annemi telef olmuş buldum:))
Ali Deniz'in sanırım kreşe gitmesi gerekiyor. Çocuk çok sıkılıyor evde. Havalar güzel olduğunda istanbulda olmayı çok seviyor. Terasta babam ona havuz dolduruyor bütün gün suyun içinde. Sonra parka gidiyor, geziyor tozuyor.
Garibim anneannesinin gelişini dört gözle bekledi, bir an öce istanbula gelmek istedi ama hava muhalefeti nedeniyle umduğunu bulamayınca"istanbuldan nefret ettim anneanne " dedi:))
Yaz gelsin artık ben de sıkıldım... Dışarı çıkmak bile eziyet oldu. Çocuklara bi şort bi tişört giydirip çıkmak istiyorum artık evden... Giyinmek, soyunmak bile yoruyor kışın beni:))


25 Ocak 2013 Cuma

battaniyem bitti...

 
aslında çok uzun zaman oldu biteli ama kenar oyasını yapayım sonra paylaşıırm dedim. o da biti bi ütüleyeyim sonra paylaşırım dedim ama hala ütüleyemedim.
üstteki fotoğraf kenarları gidilmemişken çekilmiş bir fotoğraf.( 31. 12.12)
 
Kuji ( Ali Deniz kardeşine böyle sesleniyor)  öyle bi poz vermişki "bakın bunu ben yaptım" der gibi:))

24 Ocak 2013 Perşembe

nostaljik çantam ve yapılışı:))

 
sizlere nostljik çantamı takdim etmekten gurur duyarım:)))ebruli ipin pratikliği hiç bir şeyde yok valla. adamlar zaten uygun renkleri bir araya getirmişler. sen sadece ör kes:))
 
 
bu çantamın bir yüzü..
 
 

bu da diğer yüzü...
 
yapılışı:
18 adet kare motif birbirine eklenir.
sapı için iki sıra kordon bir sıra kurdele saç örgüsü yapılır( kurdeleye sarkmasın diye kullandım)
içine siyah kumaştan astarlık bez bulunur.
ağzına cırt cırt alınır.
ve en önemli kısım bunların hepsi mahallamizdeki çeyiz mağazazına götürülür. hülya ablaya bir güzel diktirilir( hep söylüyorum dikiş d sinden anlamıyorum malesef)
işte bu kadar:))

23 Ocak 2013 Çarşamba

kitap-Nar Ağacı- Nazan BEKİROĞLU

 
merak ederek aldığım ama nasıl bitecek 530 sayfalık kitap derken 4 günde bitiverdi. hem de ne bitme. akşam 7 gibi bitti. kitaba sıkı sıkı sarılıp dalmış gitmişim uzaklara.... Ali Deniz üzerimde zıplıyor bir şeyler soruyor ama cevap vermek istemiyorum kitabın büyüsü bozulmasın diye... en sonunda Ali Deniz "anne niye üzgün bakıyosun?" dedi:)) ne diyim güldüm:))


ben normalde hüzünlü kitapları ya da filmleri çok tercih etmem. çok beğeneceğimi bilsem de elim varmaz okumaya bazı kitapları.... bu da öyle bir kitaptı ama okudum iyiki de okudum. Nazan Bekiroğlunun daha önce okuduğum kitaplarında olan o ağdalı dili yok bu kitapta. bazen yorabiliyor çünkü Nazan Bekiroğlunun dili insanı.

kitabın ilk yarısı o kadar güzeldiki hiç hüzünlü birşey yok , su gibi akıyor sanki. hem memleketimin bol bol tasviri var hem de çok güzel hayat hikayeleri... kitabın ikinci yarısı başladı felaketler... önce mübadele, sonra Rus işgali ve zorunlu muhacirlikler.... bazı yerlerde tutamadım göz yaşlarımı...ben tarih özürlü bir insanım malesef. keşke yaşananları ayrıntılarıyla sebepleri ve sonuçlarıyla bilebilseydim ama yok bende o tarih beyni. gene de az çok bildiğimiz şeyler hepimizin.

yazar iki farklı insanının birbirine giden yollarını anlatıyor an  be an.
birisi Tebrizli Setterhan diğeri Trabzonlu Zehra...birbirlerinin ilk aşkları değiller ama son aşklarılar( bu kelimenin doğrusu bu değil biliyorum ama yazamadım)...

kitabın başlarında yazar Azerbeycanda Akordion çalan bir rus görüyor ve yanındaki rehberi Yasemen şu cümleyi kuruyor. " yurtlarından ayrı kalmamak için milletlerinden ayrılmışlar"

ne acı bir kader yaşamış bu topraklarda ki insanlar... her milletten insanın gözyaşı var bu topraklarda o yüzden mi bu kadar değerli bu kadar kıymetli acaba...


yazar o dönemin Trabzonunu, Tebrizini, Batunmunu o kadar güzel anlatmışki o günlerde oralarda yaşamış gibi oldum. o günler dediğim de Balkan savaşları ve ardından da 1. dünya savaşı yılları...

tabi bir Trabzonlu olarak memleketimi okumak ayrı bir tattı benim için. ne güzeldir benim memleketimin insanı. keşke hiç kaybetmeseymişiz benliğimizi, güzelliğimizi.

kendisinden başkasına tahammülü olmayan faşistler değildi benim Trabzonumun insanı. yobaz değildi ama çok iançlıydı benim memleketimn insanı. hoşgörülüydü bir okadar da hırçındı haksızlığa karşı...ama şimdi kahrolarak izliyorum bazı şeyleri... biz bu değildik..

bir kaç yıl önce kuzenimden "Trabzon Fikir Kulübü" diye bir oluşum olduğunu duymuştum. ayrıntılarını çok bilmiyorum, hala var mı onu da bilmiyorum ama sormuştum kuzenime  "nedir bu kulübün amacı? " diye.
şöyle söylemişti "Trabzonu 100 yıl geriye götürmek":))
fazla söze gerek yok olay bu... zaman her zaman medeniyeti getirmiyor bazen götürüyor usulca ama ruhumuz duymuyor ne yazıkki...





doldururken düşündüren mim:)))

tosbağacım beni mimlemiş.bakalım neler dökülecek ortaya:))

şu an olsa çok sevinirim: şöyle bir kaç can arkadaşım yanımda olsa sohbet etsek, çay içsek..offf ...

şimdi orada olmak vardı:  şimdi şöyle bir deniz kenarında olmak vardı. tercihen ege olabilir. ama rüzgar istemiyorum. kitap okunmuyor rüzgarda çünkü:))

nerde o eski günler: nedense ben hep 23 ümde kaldım. tabi çocukluk yılları falan unutulmaz ama bana kaç yaşındasın dediklerinde hep ilk aklıma gelen 23 tür. hayatımın en rahat en huzurlu yıllarından biriydi herhalde.

neleri özlüyorum: bunla ilgili mim yazmıştık ya gene söyliyim. ben özgürlüğü özledim kısaca. alıp başımı gidebilmeleri, geride kalanları düşünmemeleri:))

çok severim: papatyaları, vosvosları, mor rengini,  bisikleti, türküleri, kitapları bi de barış işaretini....( bir kolye istiyoum üzerinde bunlar olan olurmu ki acaba:))

nefret ederim:  yere tüküren insanlardan. çöp atanlardan da. bi de yüze karşı gülen ama samimiyetsiz insanlardan.

bu günlerde çok fazla dinledim: biz hep aynı şeyi dinliyoruz Ali Deniz sayesinde Karmate den "yağarsa yağmur yağar" ya da "hasta oldum derdune"





şimdiki ruh halim: şu an keyfim yerinde ama iki dakika sonra olmayabilir. kısaca dengesizim son günlerde.

sevgiyle kalın..........

22 Ocak 2013 Salı

G.A.D...........(9)


 sırt üstü yatarken amacım soluma dönmek. yaptığım şu: önce sağa, sonra yüz üstü sonra da soluma dönmek.
kendi kendime söyleniyorum.

"bu eylemi  90 derecelik dönüşle yapabilecekken niye 270 derece dönüyorum ki"

uyuduğunu sandığım eşimden cevap:" insanın bazen o açıda dönüşe ihtiyacı oluyor"

yalnız değilmişim demek bu konuda:))

.......................................................................................................

bu da yıllar öncesinden...
annem , Nuray ve ben çay bahçesindeyiz, dondurma yiycez. garson abi gelir ve muhabbet başlar

ben: neli dondurmalar var?
garson: çikolota, karamel ve vanilya
annem: ben çikolata vanilya istiyorum
nuray: ben çikolata karamel istiyorum
ben: ben de vanilya karamel istiyorum
adam: ???? (kafası epey karışmıştır) bi daha söyleyin
ben: ( boş bulunup) 3 ün 2 li kombinasyonları işte çok basit:))
adam:????

tabi baya bi gülmüştük benin şapşallığıma:))
hayır ama zamanında öğretmenlerine "matematik günlük hayatta ne işimize yarayacak" diye çemkireceğine öğrenseymiş kombinasyonu napıyım:)
çocuklara bazen anlatırm bu hikayeyi "hocam matematik günlük hayatımızda ne işimize yarayacak?" dediklerinde...
 NOT: bu olayın bütün kahramanları Trabzonlu:)) olayda Trabzonda geçiyor zaten:)

21 Ocak 2013 Pazartesi

susamlı kurabiye

 
fottğraf konusunda çok başarılı değilim zaten bir de iki arada bi derede çekmek zorunda olduğum için hepten fiyasko:))
artık beni böyle kabul edin napalım:))
 
yukarda gördüğünüz kurabiyenin tarifini vermek istiyorum. ben fazla kurabiye seven bir insan olmamama rağmen buna bayılıyorum.
 
malzemelerimiz
2 yumurtanın sarısı( beyazı üstüne sürülecek)
8 yemek kaşığı toz şeker
1 paket yumuşamış margarin( evet haklısınız olmasa iyiydi)
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
alabildiğince un (bu ölçüden çok hoşlanmıyorum ben de ama yaparken göreceksiniz insan anlıyor valla:))
üzerine sürmek için de susam

yapılışı

önce şekerle yumurtaları karıştırıyruz.
 homojen bir görüntü oluşunca margarini katıyoruz.
sonra vanilya kabartma tozu ve un.
 ilk başta hamur çok yapışkan kıvamda oluyor ve yeterince un koyduğunuzda birden bire ayrılıyor ellerinizden.

yukardaki fotodaki çay kaşığının işlevine gelelim. kurabiyelerin boyutunu anlayın diye koydum. çümkü bu kurabiye küçük küçük olunca çok güzel oluyor. ben büyük de denedim ama  güzel olmuyor.

biraz da kabaracağını düşünerek yuvarlayın kurabiyelerinizi. önce yumurta akına:) sonrada susama bulayıp tepsiye dizin.

NOT
1- çok çabuk pişiyor dikkat edin.
2-bu tariften yaklaşık iki tepsi çıkıyor
3-ben hamurun yarısını dondurucuya atıp başka zaman kullanıyorum. hiçnir şey farketmiyor.
4-tekrar söylüyorum küçük küçük:))))
5-üzeine susam yerine hindistan cevizi ya da fındıdk içi de kullanılabilir ama en güzel susamlısı oluyor.
herkese afiyet olsun....